
sız/ıntı
her ölü bir aşkı uyutuyor sallayıp ayaklarında
her aşk bir ölüm ilmihali
teninden sıyrılıp güne akan taneleri avuçluyorum
tükendikçe,
kendime dönüşlerim olıuyorsun
zahir, bir dünyayı yıkıveriyorum ayakların altında
hangi aşkı öldürsek yarısı hayat çıkıyor
_________________
.....................................................................kan/ayış.........................
...............................öylesi zor bu suskuntu. tarifi imkansız bir burağan,
durağan haliyle yol almakta olan... hayıfsız kafiyeler sarmakta etrafımı
yedi yandan... diyar diyar aranmaktayım...
..........sorma.
öyle sızısı bol bir lahza benimkisi..........................tepe taklak kendimden
içeri yuvarlanır gibi, ayaklarının altında uyanmak düştüğüm uykudan.....
sonra hiç olmayışın....
bin yıldır mahpusluğunu özenle sıvazlamışım hasretlerimin....
ve bin günahı sırtından yüklenmişim tereddütsüz.... her geçişinde aklımdan,
karın boşluğumda amansız bir sancıyla kapatmışım gözlerimi gurbet gecelere..
........ ve yokluğun....
ne denli aladır rengi bilemedim....son güruh geçerken kapıdan, ben...
bir seni göremedim....
sağ şimdi sağılsın zehri yüreğimin
duy belki sakinler harı içerimin
yağ hadi minberler sela çağırır
ne vakit kaleme düşsen, susarım
ovalardan semalara "di gel!" diye bağrılır
öne düşer başım,göz kapar sözlere,yanarım
.
ah..
sağ omzumdan ömrüme kemendi atılıyor gecenin...
kan vakti başlıyor....

ahraz
vaha/